Wild BBQ, Büyükada'da Bienal, Akbank Caz Festivali, Halloween Partileri

En son güncellendiği tarih: 11 Kas 2019

Karışık kaset tadında blog yazılarımda üçüncü haftaya girdik :) 

Son iki haftadır size hep geçmiş etkinliklerden bahsediyordum. Gelen yorumları da dikkate alarak bu hafta sadece bir geçmişte kalan, iki tane hala devam eden ve bir gelecek etkinlikle karşınızdayım ! 



Türkiye'nin İlk BBQ Festivali "Wild BBQ"


Yeme-içme meraklılarına ufak bir tüyo..

Bir etkinliğin altında "Hybrid Community" imzasını gördüğünüzde kaçırmayacaksınız!

Burger Fest, Amour Lab, Journee Patisserie et Boulangerie, Yeniden Çiçek Pasajı ve Yedi gibi son yıllarda İstanbul'da yapılan en kaliteli ve yaratıcı organizasyonlara imza atan Hybrid Community geçtiğimiz hafta sonu yine bir ilke daha imza atarak Türkiye'nin ilk barbeque festivali "Wild BBQ" ile karşımızdaydı. 19 Ekim'de Kemer Country Ormanevi'nde gerçekleştirilen etkinlikte, açık havada bir çiftlik atmosferinde İstanbul'un seçkin lokantalarından Elbet Steakhouse, Alaf Kuruçeşme, Komşu Kasap, Develi,  Tahtasaray, Kis Rotisserie, Fire Room  ve Pabu türlü lezzetleriyle ızgaraların başındaydılar.


Diren Şarapları standında bir yandan Levon Bağış ile şarap tadımı yapılırken, bir yandan da geleneksel taş baskı teknikleriyle kendinize bez çanta hazırlayabildiğiniz bir atölye yer alıyordu. Tatlılarda ise Doğan Kaymaklı'nın kaymaklı tel kadayıfı benim için son derece tehlikeli bir keşif oldu! İki porsiyonu nasıl yediğimi anlamadım.

Saat 14:00'te DJ müzikleriyle başlayan Wild BBQ, 19:00'dan itibaren Güntaç Özdemir'in sahne performanslarıyla gece 22:00'ye kadar parti havasında devam etti. 


Büyükada ve Yedinci Kıta Bienali 


İlk kez dört yıl önce Tuzlu Su Bienali ile Büyükada mekanlarına taşınan İstanbul Bienali, bu sene Yedinci Kıta ile tekrar adaya dönüş yaptı. 

10 Kasım'a kadar devam edecek Yedinci Kıta İstanbul Bienali Büyükada ayağını gezmek için Pazar sabahı yollara koyulduk. Bir Büyükada klasiği, adanın incisi Splendid Palace'da sabah kahvesi ile turumuza başladık. 



Bu sene adada beş farklı noktaya yayılmış Bienali gezmek için yaklaşık 1.5-2 saat ayırmanız yeterli oluyor. 

Adada Bienal gezmenin en büyük keyfi ise normalde hiçbir zaman gezip göremeyeceğiniz tarihi köşkleri sanat eserleriyle birlikte ziyaret fırsatının olması bence. 

Anadolu Kulübü, Hacopoulo Köşkü, Taş Mektep ve Mizzi Köşkü bu sene Bienal'in sergilendiği tarihi yapılar arasında. Beşinci, daha doğrusu adaya varış itibariyle ilk ziyaret noktası ise hemen vapur iskelesinden inince sağdaki meydanda yer alıyor .

Normalde sadece üyelere açık olan Anadolu Kulübü Sarı Ev'deki Ursula Mayer'in "Bilginin Ateşi Bütün Karmayı Yakıp Kül Ediyor" adlı dijital eseri ve Taş Mektep'in bahçesinde yer Hale Tenger'in ‘Suret, Zuhur, Tezahür’ adlı doğa ananın konuşmalarını andıran ses yerleştirmeleri benim favorilerim oldu. 

Amerikalı aktivist ve yazar James Baldwin’in 1960'larda İstanbul seyahatlerini anlatan filminin sergilendiği Mizzi Köşkü binası geçen bienalden bu yana restorasyona girmiş. Umarım  restorasyonu hala devam ediyordur çünkü köşkün eski hali ile şimdiki hali arasında epey fark görülüyor! Tuzlu Su Bienali yazımdaki görsellerden siz de karşılaştırma yapabilirsiniz. 



Son durağımız ise eskiden adalar kaymakamlık binası olarak kullanılan Hacopulo Köşkü. Bienal dahilinde ziyarete açılan köşkün içini gezemiyorsunuz maalesef, ama köşkün hemen giriş kapısına yerleştirilmiş Monster Chetwynd'in "Hibrit" yaratık heykelleri ile poz vermek bienalin "in"leri arasında :)