Eskişehir, Odunpazarı ve OMM

En son güncellendiği tarih: 17 Oca 2020

Eskişehir, ne zamandır Türkiye'de görmek istediğim yerler arasındaydı. Modernliği, erişebilirliği, Porsuk çayının güzelliği, kültür-sanat etkinlikleri ve yüksek enerjili bir üniversiteli şehri olması ile Avrupa şehirlerine benzetilen Eskişehir, geçtiğimiz Eylül ayında Odunpazarı Modern Müze'nin (OMM) açılması ile birlikte popülaritesini ikiye katladı ve sadece Türkiye'den değil, dünyadan da sanatseverlerin çekim alanına girdi.

2019’da farklı nedenlerden iki kere iptal olan Eskişehir ve Odunpazarı gezisini sonunda yeni yılın hemen ardından Ocak ayının ilk haftasonu gerçekleştirebildim. Eskişehir'e nasıl gidilir, nerede kalınır, OMM hakkında izlenimlerim ve ufak tefek yeme-içme tavsiyelerimle beraber hepsini yazıya döktüm.



Eskişehir'e Nasıl Gidilir?

Eskişehir'e, en rahat ulaşım tren yoluyla yapılıyor. Şehrin İstanbul, Ankara ve Konya'dan direkt tren bağlantısı mevcut. Biz ulaşımımızı İstanbul - Ankara hattında işleyen "Yüksek Hızlı Tren (YHT)" ile yaptık. Gidişte Pendik-Eskişehir 3 saat; dönüşte bir durak eksildiği için toplam yol 2.5 saat sürdü. Giderken Pendik tren istasyonunun hemen yanındaki açık otoparka aracımızı bıraktık. 36 saat için yaklaşık 30-31TL gibi bir park ücreti ödedik. Size de bu sistemi tavsiye edebilirim. Ayrıca bazı hızlı trenler Söğütlüçeşme'de de duruyor. O zaman metro/metrobus bağlantısı da yapabiliyorsunuz.

Eskişehir tren garına vardığımızda hemen karşımıza Odunpazarı'nı gösteren tabelalar çıktı. El çantalarımız hafif olduğu için taksiye binmek yerine gardan 2 km'lik mesafeyi yürümeyi tercih ettik. Porsuk çayını da geçerek yaklaşık yarım saatte tarihi Odunpazarı evlerine vardık.


Tarihi Odunpazarı Evleri


Odunpazarı, cumbalı ahşap evleri ve kıvrımlı taşlı sokaklarıyla bana ilk bakışta biraz Şirince'yi anımsattı. Nitekim burası ta Selçuklular zamanından beri şehrin önemli merkezlerinden biri olarak günümüze gelmiş. Cumhuriyet öncesi dönemde Eskişehir'de çıkan büyük yangın kentin aşağı kesimlerinde ağır tahribat bırakınca, esnaf şehrin güneyindeki tepelere doğru daha sonra "Odunpazarı" ismini alan bu bölgeye yerleşmiş. Geleneksel Osmanlı mimarisinden izler taşıyan 253 ev, içinde külliye ve camilerin bulunduğu 16 anıtsal yapı ve çeşmeleri ile Odunpazarı " Tarihi ve Kentsel Sit Alanı" olarak koruma altına alınmış; ve 2012 senesinde de UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine girmiş.


Ve OMM...

Odunpazarı'nın dar sokaklarında daha birkaç adım atar atmaz karşımıza modern mimarisiyle "OMM" çıkıverdi. Her ne kadar tarihi bir semtin ortasında alışılageldik bir manzara olmasa da, dış cephesinde kullanılan ahşap panelleri ve yalın mimarisi ile OMM'un şehrin dokusunu bozmadan, bulunduğu yere güzel bir ivme kazandırdığını düşündüm. Nasıl ki, Guggenheim Müzesi Bilbao şehrine gitmek için önemli nedenlerden biri olabiliyorsa, OMM'da aynı şekilde pek çok şehirden sanatseveri Eskişehir'e çekmek için güzel bir bahane olacaktır, hatta olmuş bile :) .


Polimeks Yönetim Kurulu Başkanı Eskişehirli iş adamı Erol Tabanca'nın kurduğu ve 4500 m2'lik alana yayılan OMM'un mimarisi dünyaca ünlü Japon mimarlık ofisi Kengo Kuma & Associates imzasını taşıyor. "Sanatın metropollerden çıkıp, kültürel zenginliği olan şehirlerde daha geniş kitlelere ulaşmasını" hedefleyen müzenin açılışında Erol Tabanca 20 seneyi aşkın süredir biriktirdiği modern ve çağdaş sanatçıların eserlerinden oluşan şahsi koleksiyonunu da Haldun Dostoğlu küratörlüğünde "Vuslat" sergisi ile ziyaretçilere açmış.



Bir yıl süreyle devam edecek ana serginin yanında Misafir Sanatçı Programı ile beraber OMM yıl içinde kısa süreli başka sergilere de ev sahipliği yapacak. Bu sergilerin ilki bizim orada olduğumuz 4 Ocak haftasonu başladı. Sanatçılar Tyler Thacker ve Erin Wolf Mommsen’ın biyotaklit temasını işlendiği “Üçüncü Yer” sergisi, 1 Şubat'a kadar devam edecek.


Serginin şüphesiz en çok konuşulan ve yankı uyandıran eserlerden biri ise dördüncü kuşak ünlü Japon bambu sanatçısı Tanabe Chikuunsai'nin OMM'a özel, bambu çubukları birleştirerek yerinde tasarlayıp ürettiği enstalasyonuydu. Bana göre bu eserin en güzel yanı Odunpazarı'nın adına ve tarihi dokusuyla uyumlu bambu çubuklar kullanılarak yapılmış olması ve bir dönem zanaatkarların merkezi olan bu semtte dördüncü kuşak bir zanaatkar sanatçının alana uygun eserini tasarlamış olmasıydı. Tabii ki, bunların yanında "o çubuklar desteksiz nasıl öyle duruyor" diye epey bir süre bakakalıyorsunuz esere:)



Müzeyi gezmek genel olarak ço