Gurulogy by Serra Tükel.   © Her Hakkı Saklıdır / 2013.

 

info@gurulogy.com

  • Facebook - White Circle
  • Twitter - White Circle
  • Instagram - White Circle
YE, SEV, DANS ET ! 

PORT DE SOLLER, Mallorca

MAYORKA ADASINDA BİR BUDİST DÜĞÜNÜ

SERRA TÜKEL

25/06/2016

Palma de Mallorca/ İSPANYA

Yeni bir yere giderken önceden araştırmayı sevmiyorum. Tıpkı filmlerin fragmanlarını izlemeyi sevmediğim gibi...

Oraya bir şey bilmeden gitmeliyim. Toprağına basıp, havasını koklamalıyım; sokaklarını, lezzetlerini ve güzelliklerini kendi kendime keşfetmeliyim...

 

Haziran ayı başında gerçekleştirdiğim Mayorka seyahati için de aynen bu şekilde hiçbir ön hazırlığım olmadan çıktım yola. San Francisco’dan tanıdığım Vietnamlı ve Amerikalı bir çift arkadaşımın düğününe gidecektim. Programımızda hali hazırda düğün öncesi bir prova yemeği, içinde Budist seromonisi de olacak bir düğün töreni ve son gün için Palma'da bir plaj partisi vardı. Boşlukları doldurmak da bana kalıyordu...

Ulaşım

İstanbul’dan Mayorka’ya direkt uçuş olmadığı için, ben iki ayrı bilet alarak Barcelona aktarmalı uçmayı tercih ettim. Istanbul – Barselona ayağını THY'den, Barselona – Palma de Mallorca uçuşunu ise Air Europa'dan alarak toplamda 6 saatte adaya ulaşmayı başardım. Mayorka içindeki ulaşım için ise mutlaka araba kiralamak gerekiyor. Ada oldukça büyük ve başkent Palma dışında kalan küçük yerleşimler arasında toplu taşıma ya da taksi bulmak pek kolay değil. 

Port de Soller'e Doğru..

Ve Palma'ya varıyoruz..

Adanın başkenti Palma, antik çağlardan günümüze kadar Roma, Bizans ve Arap etkisi altında kalmış, meydanları, restoranları, barları, mağazaları ve 400bini aşkın nüfusu ile koskoca bir İspanyol şehriymiş meğer. Mayorka nüfusunun yarısından fazlası Palma'da yaşıyor. Bizim programımız ise, adanın daha küçük yerleşimlerinden biri olan Soller kasabasının limanı, Port de Soller'de başlıyor.

Havaalanından yaklaşık 30 km mesafede olan Port de Soller'e doğru giderken, ufukta yükselen müthiş sıradağlar dikkatimi çekiyor. Dağlar o kadar güzel ki, insan bakmaktan alamıyor kendini. O sırada "Serra de Tramuntana" adı verilen bu dağların UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer aldığını öğreniyorum.  Meğer Mayorka adası sadece deniz-güneş arayanlar için değil; muteşem manzaralı yamaçları ve zorlu parkurları ile dağcıların ve bisikletçilerin de gözde seyahat destinasyonları arasında yer alıyormuş. Öyle ki, ada son iki yıldır turist sayısında rekor üstüne rekor kırmış ve lokal halk artan bu kalabalıktan epey şikayetçi olmaya başlamış. Anlayacağınız Mayorka esnafı bizim tabirle tok satıcı havalarına girmiş :).

Nerede Kaldık?

Soller'den Port de Soller'e doğru giderken iki merkez arasında ring sefer yapan tarihi ahşap tramvay çıkıyor karşımıza. Nostaljik tramvayın rotasından ulaşıyoruz Port de Soller'e. İki deniz feneri arasına yayılan bu şirin liman kasabası, Mayorka'nın nispeten daha sakin turistik beldelerinden biri olarak biliniyor. Sahil şeridinde sıra sıra restoranları, minik butikleri, plajı ve yat limanı ile özellikle ailelerin ve çiftlerin konaklama için tercih ettiği lokasyonlardan biri olarak öne çıkıyor burası. Bizim kaldığımız Hotel Aimia da Port de Soller'in en popüler tesislerinden biri. Oteller hemen sahil şeridinde ama alıştığımız gibi denize sıfır değiller. Deniz ile aradan bahsettiğim tarihi tramvay geçiyor ve hemen önde halk plajı bulunuyor. Üç gece konaklayacağımız Hotel Aimia'ya yerleştikten sonra keşif turlarımız başlıyor.. 

Dağ Köyleri ve Keşifler

Port de Soller adanın bazı tarihi köylerine yakınlığıyla da ideal bir konuma sahip.

Mayorka'nın en meşhur köylerinden biri olan Valldemossa, buranın yaklaşık 20 km güneyinde kalıyor. 19. yüzyıldan itibaren Dünya çapında popülaritesi artan Valldemossa, günümüze dek pek çok sanatçının ilgisini çekmiş, Polonyalı bestekar Frederic Chopin bir dönem burada bir manastırda yaşamış. Hatta Chopin'in piyanosu hala aynı manastırda sergileniyor. Valldemossa, günümüzde de müzik, sanat ve gastronomi festivalleriyle yılın belli dönemlerinde tüm Dünya'dan yoğun turist akınına uğrayan destinasyonlardan biri olarak biliniyor.

Valldemossa ve Soller arasında yer alan bir diğer tarihi köy de Deia. Birinci Dünya Savaşı sonrası yıldızı yükselen Deia'da ünlü yazar Robert Graves'in ve Virgin'in kurucusu Richard Branson'ın evleri bulunuyor. Köyün sahil kesimi Cala Deia görülmeye değer plajlardan birine sahip. Koskoca kayaların turkuaz deniz ile buluştuğu Cala Deia'da denize girdikten sonra tepede bulunan Ca's Patro March isimli restoranda, deniz mahsülleri, Sangria ve İspanyol şarapları eşliğinde kendimize bir ziyafet çekiyoruz. Burası kesinlikle Mayorka gezisinin favori durakları arasına giriyor.

Civardaki keşif duraklarımızdan bir diğeri de Jardins de Raixa (Raşa'nın Bahçeleri). 13. yüzyılda bir tarım arazisi olarak işletilen Raixa, daha sonra Kardinal Antoni Despuig'in evi olarak kullanılıyor. Soller ve Palma arasında yer alan Raixa'da görkemli heykeller, Kardinalin evi ve tepeden Serra de Tramuntana dağlarını izleyebileceğiniz bir gözlem kulübesi bulunuyor ve ücretsiz olarak gezilebiliyor.

Adanın en güzel ve en uzun beyaz kumsallarından biri olan Formentor ise biraz daha uzakta Soller'in yaklaşık 70 km kuzeyinde bulunuyor. Bizim programımız biraz yoğun olduğundan ve son gün Palma'ya döneceğimiz için Formentor'a gidemedik ama şüphesiz doğasıyla ve deniziyle burası da adanın mutlaka görülmesi gereken yerlerinden biri olarak not edilmeli.

Düğünün Hikayesi

Gelelim Mayorka adasına geliş sebebimize..

Tüm davetliler birbirimize soruyoruz; Sam ve Jeremy neden Mayorka'da evleniyorlar? Düğünün hikayesi oldukça enteresan, çünkü ne gelin ne de damat daha önce Mayorka'ya gitmişler!

Geçtiğimiz yaz San Sebastian'da tatil yapan çift, İspanyol yemeklerine ve hizmet kalitesine hayran kalıp, İspanya'nın en büyük adası Mayorka'da düğünlerini yapmaya karar veriyorlar. Avrupa'da yaşayan akrabalarının da San Francisco yerine Mayorka'ya gelmelerinin daha rahat olacağını düşünerek daha önce hiç ayak basmadıkları adada gerçekleşecek düğünlerini planlamaya başlıyorlar. Düğün sonrası balayı programlarına da Formentera ve Ibiza'yı yerleştiriyorlar..

Prova Yemeği

İlk akşam, Amerikalıların "rehearsal dinner" dedikleri ve geleneksel olarak düğünün  bir gün öncesinde düzenlenen prova yemeği ile programımız başlıyor.

Port De Soller'de gün batımında Randemar isimli restoranda toplanıyoruz.  Sahil şeridinde yer alan restoranın etkinliğe özel ayrılan bölümünde önce kokteyl, ardından oturma yemek ile devam ediyor gecemiz. Gelin ve damadın en yakın arkadaşları hem duygusal hem de neşeli anılarla dolu konuşmalarını yapıyorlar. Bu vesileyle davetliler de düğün öncesinde tanışmış ve kaynaşmış oluyorlar.

Düğün ve Budist Çay Töreni

Ve düğün günü geliyor. Düğün, Serra de Tramuntana dağlarında Deia ve Soller arasında yer alan 18. yüzyıldan kalma zeytin bağları içinde yer alan Ca's Xorc isimli butik otelde yapılıyor. Otelin yer aldığı taş binalar bir dönem zeytinyağı üretimi için kullanılıyormuş. Bir takım antik zeytinyağı üretim makinaları hala daha otelin avlularında sergileniyor.

 

Gün batımına doğru renkten renge giren müthiş dağ manzarası eşliğinde törenin ilk bölümü başlıyor. Hristiyan geleneklerinde Sam ve Jeremy birbirleri için yazdıkları düğün yeminlerini gözyaşları içinde okuyorlar ve yüzükler takılıyor.

Daha sonra otelin farklı bir bölümünde önceden hazırlanmış olan, Budist töreninin yapılacağı odaya geçiyoruz. Burada meyvelerle süslenmiş bir masanın üstünde merhum aile büyüklerinin fotoğrafları ve tütsüler bulunuyor. Vietnam geleneğinde normalde kızın ailesinin evinde yapılan ve "Tea Ceremony" (Çay Töreni) adı verilen törenin bir canlandırmasını izliyoruz burada.

Tören bana bizdeki "kız isteme" geleneğini andırıyor. Merhumların izinleriyle kızın ailesi damatlarını ailelerine kabul ediyor. Bizdeki Türk kahvesinin yerini bu törende "çay" alıyor. Çay hazırlığı ve ikramı törenin önemli adetleri arasında yer alıyor. Damat aileye kabul edildikten sonra karşılıklı hediyeler veriliyor. Bu arada benim de Türkiye'den getirdiğim hediyeyi bir konuşma eşliğinde törende sunmam isteniyor. Heyecanla aldığım hediyenin kısa hikayesini anlatarak gelin ve damada sunuyorum. Tören sırasıyla önce anne-baba, sonra gelin-damat ve isteyen davetlilerin masada tütsü yakarak üç kere selam ile eğilmeleri ile sonlanıyor.

Hristiyan ve Budist geleneklerinde izlediğimiz törenlerin ardından, otelin dağ manzaralı terasında bizleri muhteşem bir Flamenko gösterisi bekliyor. Düğün sahnesi İspanyol müzikleri ve flamenko ile daha da otantik bir hale bürünüyor. Sağımda solumda üç kıtadan konuklarla kendimi tam anlamıyla rengarenk bir kültür mozaiğinin ortasında buluyorum.

Düğün, müthiş bir gastronomik menü ve ardından parti ile son buluyor. Sırada Palma var...

Palma ve Kapanış

Yazının başında da bahsettiğim gibi başkent Palma koskoca bir şehir. Hareket ve parti arayanlar için adadaki gece hayatının nabzı burada atıyor.

Biz Palma'nın merkezinde eski bir rahibe yurdundan dönüştürülen tasarım otel Convent de la Missio'a yerleşiyoruz. İçinde 1 Michelin yıldızlı restoranı olan otelin barı da kokteylleri ile oldukça ünlü. İlerleyen saatlerde bu bardan birer içki almak niyetiyle otelimizden ayrılıp kendimizi plaj partisinin yapılacağı Balneairo Illetas Beach Club'a atıyoruz. Bembeyaz kumsalı ve berrak denizi ile burası Palma yakınlarında gidilecek en güzel plajlardan biri olarak biliniyor. Plajın restoranında İspanyol yemeklerinden bir lezzet şöleni karşılıyor bizi. Paella yemedim diye üzülürken iki koca tencere Paella geliyor soframıza:).

Günü plajda geçirdikten sonra merkeze geri dönüyoruz. Palma'nın ana meydanlarından Plaça del Mercat'ın çevresindeki restoran ve tapas barları arasında turluyoruz.  Daha sonra Palma'nın ara sokaklarında kaybolup kendimizi tarihi bir şarap ambarından dönüştürülmüş Celler Sa Premsa isimlik restoranda buluyoruz. Tipik Mayorka mutfağından tapaslar ve ev yapımı şaraplar sunan restoranda karnımızı doyurduktan sonra yüzlerce çeşit Cin'den kokteyller hazırlayan Cinbo isimli bara gidiyoruz. Ve turumuzu şahane Cin kokteylleri ile burada tamamlıyoruz.

Dört günlük Mayorka seyahatinden, daha  görmek ve yapmak istediğim pek çok şey aklımda kalarak dönüşe geçiyorum.

Şayet Mayorka adasına gitmeye niyetlenirseniz 4-5 gün kısa bile gelebilir. Tavsiyem bizim yaptığımız gibi seyahatinizi bölerek adanın en azından iki farklı bölümünde konaklamanız yönünde olacaktır. Bu arada adada ev kiralamak isterseniz üniversiteden arkadaşım Taylan Taşpınar'ın Mayorka'da kurduğu kiralık ev sitesi "Feeling Home"dan ihtiyacınıza göre ev de kiralayabilirsiniz.  Gurulogy'nin arkadaşıyız derseniz Taylan sizlere adada gezilecek, görülecek lokal yerlerle ilgili şahane tüyolar da verecektir ;)

Adresler:

www.aimiahotel.com/en

www.randemar.com/en/

www.casxorc.com/

https://www.tripadvisor.com.tr/Restaurant_Review-g580297-d2272640-Reviews-Ca_s_Patro_March-Deia_Majorca_Balearic_Islands.html

http://balnearioilletas.com/es/

http://www.conventdelamissio.com/

http://www.cellersapremsa.com/en/

www.feelinghome.es

İLGİLİ BAŞLIKLAR